Ana içeriğe atla

KDP ve YNK Arasındaki Rekabet ve Çelişkiler Kürd Davasına Zarar Veriyor.

Aso Zagrosi

Bugün Güney Kürdistan kazanımları uluslararası İslami terörist güçlerin, Kürd ve Kürdistan düşmanları olan sömürgeci güçlerin saldırısı altındadır.

Kürdlerin tek bir dil, tek bir siyasal irade ve tek bir askeri güç halinde birleşerek bu çağdışı güce ve güçlere karşı koyması gerekir.

Bir dizi Kürd yurtseveri gibi geldiğim KAWA geleneğinden gelen arkadaşlardan yaygın bir şekilde ülkemizi , Enfalller ve kimyasal kıyımlar neticesinde elde edilen kazanımları savunmak için daha aktif davranmak konusunda öneriler geliyor..

Ama nasıl yapacağımız konusunda büyük açmazlarla karşı karşıyayız.. Tüm arkadaşlarımız, yıllar önce örgütten ayrılan arkadaşlar dahil olmak üzere herkes bulunduğu alanda Güney Kürdistan kazanımlara sahip çıkıyor ve farklı şekillerde destek sunmaya çalışıyor.

Gelenek olarak Güney Kürdistan’a ilişkin acı tecrübeler yaşadık. Bugün Güney Kürdistan’a çeşitli nedenlerden dolayı yığılan kimselerde yoktu.

1991 Büyük Raperîni başladığı zaman ayaklanmanın ilk gününden itibaren Güney Kürdistan’da bulunan KAWA kadroları var olan harekete aktif bir şekilde katıldılar.

Hareket yenilgi aldığı zaman ve büyük göç başladığı zaman halkımızın yanında yer aldık ve Irak ordusundan esir alınan bir dizi Irak subayı o dönem Kürdistan Cephesi tarafından KAWAcılara teslim edildi ve KAWA kadroları bir dizi zorlukla bu tutuklu subayları gereken bölgelere ulaştırdılar.

Daha sonra Kürd trajedisi dünya kamuoyunun gündemine oturmasıyla birlikte Fransa’nın önerisi üzerine Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin çıkardığı “Uçuşa Yasak Bölge” kararıyla birlikte halkımız yerleşim yerlerine geri döndü.

Güney Kürdistanlı kardeşlerimiz seçimler yapıp Kürdistan Parlamentosu ve Kürdistan Hükümetini oluşturdukları zaman tüm dünya Kürd yurtseverleri gibi biz de tüm imkanlarımızla Güney Kürdistan kazanımlarının yanında olduk..

Fakat, Türkiye, Irak, İran ve Suriye gibi sömürgeci güçler de boş durmuyor ve Güney Kürdlerinin yüzbinlerce şehidin kanı pahasına gerçekleştirdikleri Kürd rüyasını kabusa çevirmek istiyorlardı..

Sömürgeci Güçlerin Güney Kürdistan kazanımlarına karşı giriştikleri bin bir provokasyon ve düşmanca faaliyetleri Güney Kürdistan partilerinin ulusal olmayan dar parti çıkarlarıyla birleşince yıllarca süren “Brakujî” yada “Kurdkujî” savaşıyla karşı karşıya kaldık.

Onbinlerce Kürd bu savaşlarda katledildi. Onbinlerce Kürd yerini yurdunu terketmek zorunda kalıyordu.

KDP ile YNK arasında yürütelen savaş varlık ve yokluk perspektifiyle yürütülüyordu.

Bu partilerin diğer Kürdistani partilerle olan ilişkileri “ya bizden yanasın yada diğerinden yanasın” temeli üzerinde şekillenmeye başlamıştı.

KDP’nin bölgesinde kalan partiler YNK’yi mahkum ediyor, YNK bölgesinde kalan partiler KDP’yi mahkum ediyordu.

YNK İran’ın desteğini almak için İran Kürdistan Demokrat Partisinin radyosunu kapattı, İran Pastarlarına İKDP’nın Koyi’nin yakınında bulunan kamplarını bombardımanına izin verdiği zaman biz bölgede bulunan KAWA taraftarları bir açıklama yayınlayarak yaşananları mahkum ettik. KDP ile YNK arasında yaşanan savaşın Kürdistan halkının çıkarlarını hizmet etmediğini defalarca yayinladığımız açıklamalarda gündeme getirdik. Kardeş kavgasına son vermek için yapılan girişimlerde aktif bir şekilde yer aldık. O dönem geliştirdiğimiz bu tutum YNK’nin işine gelmiyordu.. YNK’nin bizden beklentisi KDP’ye karşı tavır almaktı. Her ne hikmet ise o dönem bizim kampımız silahlı saldırılara maruz kaldı..

KDP bölgesinde de aynı sorunları yaşadık. KDP ile Irak rejiminin arasında yapılan antlaşma neticesinden yaşanan 31 Ağustos olayına açık bir şekilde tavır aldık. Saddam’ın tanklarının Hewler’e gelmesi konusunda hayal kırıklığına uğramıştık. O dönem Kürdistani partiler arasında yapılan tüm toplantılarda iç savaşa karşı açık bir şekilde bir tutum geliştirdik, Kürdler arası iç barışı ön plana çıkarmaya çalıştık..

Fakat, Kürd partilerinin varlık ve yokluk savaşına girdiği bir ortamda Kürd kardeşliğinden, Kürd iç barışından sözetmek dahi sorun olmaya başlamıştı.

İki tarafta da her gün onlarca insan ölüyordu ve partiler tüm ilişkilerini iç savaşa göre ayarlamışlardı.

Başbakanımız ve Parlamento Başkanımız farklı cephelerde savaşlara komuta ediyorlardı.

O dönemler PYSK ‘yi oluşturmuştuk. Güney Kürdistan’da yaşanan Kürdkıran savaşına karşı tavır konusunda partinin içinde de de çelişkiler çıkmaya başladı. Biz o dönemler KDP bölgesi olan Duhok’ta kalıyorduk. PYSK adına bir arkadaş KDP televizyonuna çıkarak YNK’yi mahkum etti. Kürd Partileri YNK’yi mahkum etmek için Duhok’ta bir toplantı yaptılar. Bu toplantıya PYSK adına KAWA geleneğinden gelen bir arkadaş katılmıştı. YNK’yi mahkum etmek istiyen bildiriyi PYSK adına imzalamayi reddetti.. Bildiri çıkmadı, fakat KDP ile ilişkilerde gittikçe bozulmaya başladı…

Daha sonra Hewler ve Selahaddin’de Kürd partileri arasında yapılan toplantılara katılan KAWA temsilcisi KDP ile YNK arasında var olan savaşa son verilmesi gerektiğini , bu savaşın yıkım olduğunu, Kürd partilerin oluşturulmak istedikleri barış komisyonuna katılmalarını gündeme getirdiği zaman rahmetli Franso Heriri sinirli bir şekilde toplantı salonunu terk etti… Fakat, Kürdistan Başkanı Kek Mesud Barzani var olan elektirikli ortamı yatıştırdı. O dönem bu toplanılara katılan arkadaş çok ciddi problemlerle karşı karşıya kaldı..

Kürdistan’ı işgal eden devletlerin dört bir yandan Kürdler arasındaki çelişkileri kaşımaları ve iç savaşı kışkırmalarına karşı tavır geliştirmek ulusal bir duruştu.. Güney Kürdistan partilerinin sömürgecilerle girdikleri ilişkilere karşı çıkmamak ve yaptıkları savaşın bir tarafından yeralmak var olan prensiplerimizi tümden bir kenara bırakmamız gerektirecekti. Ayrıca İran ve Suriye bizim kendileriyle ilişkilere girmemiz için defalarca öneriler getirdiler. Hatta bazı arkadaşlarımızı tutuklayarak şantaj yapmaya başaldılar.. Doğru yada yanlış ama biz prensip olarak Kürdistan işgal eden devletlerle her türlü ilişkileri reddettik.

Tüm bu olayları anlatmamın nedeni son bir kaç aydan beri YNK ve KDP arasında tam bir soğuk savaş yürütülüyor. Her iki taraf yandaş yada “bağımsız” diye lanse ettikleri basınlarının aracılığıyla birbirlerine karşı altan alta suçlayıcı tutumlar içine girdiler.

Son bir iki günden beri de resmi açıklamalarla bir birlerini suçlamaya başladılar.

Kürdistan açık bir şekilde dört bir yandan düşmanın saldırısı altında bulunduğu bu ortamda aylardan beri KDP ve YNK politbüroları yan yana gelerek bir durum değerlendirmesini dahi yapmıyorlar… KDP’nin Türkiye ve YNK’nin İran üzerine geliştirdiği ilişkiler Kürdistan kazanımlarına zarar veriyor. KDP’nin Şengal yenilgisi YNK’yi, YNK’nin Celawla yenilgisi KDP’yi sevindiriyor..

KDP’nin aldığı her yenilgi yada geri çekiliş YNK’nin, YNK’nin aldığı her yenilgi ve geri çekiliş KDP’nin ve tüm Kürdistan halkının yenilgisi ve geri çekilişidir. Aynı şey zafer içinde geçirlidir.. Güney Kürdistan kazanmımları korumak ve Kürdlerin bağımsızlığa kavuşmasının tek garantisi KDP, YNK, Gorran , Yekgirtu ve Komel’in birliğinden geçiyor..

Şu veya bu nedenden dolayı Kürd partilerinin arasında yaşanan çelişkilere taraf olanlar Kürd kazanımlarına zarar veriyorlar.

Böyle bir duruş Kabul edilecek gibi değildir.. Kürd ve Kürdistan’da adına bu tutumlar hepimize acı veriyor.

Hepimiz bir gemideyiz. Bu gemi batarsa hepimiz batarız.

Kürdistan’nın hala tam olarak nizami ve düzenli bir ordudan yoksun oluşu yüzünden savaşın esas yükünü KDP ve YNK Peşmergeleri omuzlamış durumdadır. Her iki taraf da bir dizi Peşmergeyi şehid verdi ve vermeye devam ediyorlar. Fakat, İran ve Türkiye ile girilen ilişkiler de facto Kürdistan’ı yeniden bölüyor. Kürdlerin Bağdat karşısında son dönemlerde zayıf düşmelerinin esas nedeni, Irak merkezi hükümetinin yapılanmasında eklenti pozisyonları Kürd Partileri arasındaki çelişkilerden kaynaklanıyor.. Çelişkileri olan Kürd partileri Bağdat ile altan alta tek başına ilişkilere giriyor ve Haydar El Abadi ise bu dağınıklığı sonuna kadar ve istediği gibi kullanıyor..

Sonuç olarak YNK ile KDP’nin bir birlerine karşı İran ve Türkiye ile girdikleri ilişkileri Kürdlere ve Kürd kazanımlarına zarar veriyor. Bu devletlerin amacı Güney Kürdistan kazanımlarını yok etmektir. Ama bölgesel ve uluslararası durum el vermiyorsa var olan kazanımların merkezileştirmesini engellemek ve parçalı tutmak istiyorlar. Yoksa bu son savaşta Daiş Hewler’i tehdit etmeye başladığı zaman Güney Kürdistan yöneticilerinin Türkiye yaptıkları yardım çağrıları hava da kalmıştı. Kaldiki Güney Kürdistan’da Türkiye’nin 13 askeri üssü var.

Bir örnek ile bu makaleyi sonlamak istiyorum.

1994 yılında çatışmalar başladığı zaman YNK'nin başını çeken Mam Celal ve Nawşirwan Mustafa yurtdışındaydılar.(O dönem Nawşirwan YNK ile sorunlar yaşıyor ve Londra'da oturuyordu!!)

O dönemler YNK ile İran'ın ilişkileri YNK ile İslami Hareket arasındaki çatışmalardan dolayı kopmuştu. YNK'nin Türkiye ile ilişkileri yoktu. Mam Celal ile Nawşirwan Mustafa telefon ile Kek Mesud ile ilişkiye geçiyorlar. Bu telefon konuşmaları esnasında Kek Mesud ile bir antlaşmaya varıyorlar. Mam Celal ile Nawşirwan Mustafa Suriye'ye gelecekler. Kek Mesud onları Pêşxabur'da alacak Hewler'e götürecekti. O dönemler YNK ile Suriye'nin ilişkileri iyiydi. YNK yöneticleri Suriye geliyor. Fakat Kek Mesud Pêşxabur'a gelip onları almıyor. Herhalde KDP Kürdistan'ın tümünü elegeçirme hayaliyla onların ülkeye girişini istemiyordu.

Mam Celal ile Nawşirwan Mustafa bir kaç hafta sonra Suriye'yi terkediyor ve yeniden Avrupa'ya dönüyorlar. 
Bu arada İran ve Türkiye üzerine giriş yapmak için ilişki kurmak istiyorlar. Nawşirwan Mustafa'nın anlatımlarına göre Mam Celal Türkiye üzerine dönmek istemiyormuş. Mam Celal Nawşirwan'a „Turanistler bizi öldürürler“ diye kaygısını ifade ediyor.
İran YNK'lilerin tüm istemlerini reddediyor.

Türkiye ise istemlerine olumlu cevap veriyor.
Mam Celal ile Nawşirwan Mustafa Türkiye geliyorlar. Türk Genelkurmay'ın bir Helikopter'iyle Silopi'den Hewler'e gidiyorlar.

Birde Suriye'nin istemiyle PKK'nin KDP'ye karşı başlattığı „İkinci Ağustos Hareketini“ de bu tabloya ekleyiniz.

Acaba Türkiye Mam Celal ile Nawşirwan Mustafa'yı Hewler'e taşırken YNK'nin dostumuydu?

Hayır.

YNK Yöneticileri ülkeye döndükten sonra İran Türkiye'nin bu işin içinde olduğunu ve bölgedeki kontrolu Türkiye'ye kaptıracağı korkusuyla YNK ile ilişkilerini iyileştirdi.

1996 Yılında YNK Hewler'i ele geçirdiği zaman Saddam ve Türkiye panik içine girdiler.
Bu sefer KDP Saddam ile ilişkiye geçerek, tanklarda dahil bir dizi destek alarak sadece Hewler'i değil, Suleymaniye dahil tüm Güney'i denetimi altına aldı..
Bu sefer İran YNK'ye bazı ağır silahlar vererek bir gün içinde KDP'yi Hewler kapılarına kadar geri püskürtü.

KDP tüm Güney Kürdistanı denetim altına aldığı zaman, sömürgecilerin Kürdistan politikasını kavramayan bir dizi sözde Kürd lideri ve politikacısı YNK'nin artık bittiğini düşünmeye başladılar ve bu yönde tavır aldılar.

Tüm bunları anlatmamın nedeni Kürdistan'ı işgal eden sömürgeci devletlerin KDP ve YNK'ye verdikleri destek bu partilere olan dostluk ve sevgilerinden dolayı değil, Kürdistan'daki parçalanmışlık olayını korumak ve Kürdlerin devletleşmesinin önünü kesmektir.

YNK ve KDP arasında son dönemlerde ilk önce kapalı ve şimdi ise basın ve yayin yoluyla birbirlerini yıpratma kampanyalarına tavır almak her Kürd yurtseverin görevidir. Kışkırtıcılar ve iç savaşlarda çıkar sağlamaya çalışan çevreler yeniden zehirli kalemlerine sarılmaya başlamışlar. Bu gidişatta izin vermeyelim.. Herkes elinden ne geliyorsa, Kürd birliği için seferber etmelidir.

Aso Zagrosi

Yeni Yorum yaz

Düz metin

CAPTCHA This question is for testing whether or not you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.